27 Eylül 2012 Perşembe

Gidici misin, yoksa kalıcı mı?


Beden gezer de ruh istediği yerde kalır. Gitmek istediğin yer neresi bilemezsin, gidersin de ruhun gitmez işte, ruhun bilemediğin bambaşka yerlerde olur hep.  Hep özlersin başka bir yeri, bilmediğin mutlu olacağın bir yeri. Neden mi? Kolay cevabı aslında, ait hissetmezsin hiçbir yere kendini, bir gün gideceğini bildiğin için, boşver der kaçarsın , yakalarım mutluluğu bir sonraki evde dersin, bir sonraki mahallede, şehirde , sonraki sevgilide ve arkadaşta.

Mutluluğu hep sonraki olanda aramak, mutsuzluğun aslında ta kendisi.  Bırak tembelliği, çık dışarıya, aynı bakkala git mesela, aynı berbere tıraşa ya da  selam ver kapıdaki boyacı amcaya, çocuklarla oyna, gül herkese… Sonra bir bakmışsın sen oralı olmuşsun. Sen de oradaki garip adamsın, bir akşam selam almışsın mahalleliden, almamış senden tıraş parası mesela berber.

Arkadaşlarını, sevgilini ve  aileni de kırma, çünkü hiçbir yere gitmiyorsun ömrün boyunca oradasın, ölene dek onlar senle olacakmış gibi sahiplen, kısa ömür hep aramakla geçmesin, bulduğunu fark ettiğin mutluluğu koru, terk etme hemen, sabret, vefalı ol…

Bu aralar aldığın bir kaç ölüm ve hastalık haberi sorgulatsın yaşamını, muhasebe yap örneğin sonra, iki tarafı eşit mi hayatının ya da noksan mı, fazla mı?  Sonra karar verirsin gidecek misin kalacak mısın? Bindiğin hayat otobüsünün ilk molasına kadar düşün bunları bakalım, belki ilk molada geri dönersin.

Sevgiler, 27.09.2012 / milas