17 Ağustos 2016 Çarşamba

Ah bu ben


Bir taraf çok karanlık, umutsuz, hayalsiz; bir taraf olabildiğine aydınlık, umutlu, her yer hayal dolu. Ömür su gibi akıp giderken içimde de ömrüm gibi bir akan bir nehir var.  Bazen çok yavaşlıyor, durgunlaşıyor bu nehir, bazen de o kadar coşkulu ki durduramıyorum. Bu hisler içerisinde günler geçiyor, yeni gün yeni hisler doğuruyor ve ben hayretle bakıyorum bu olanlara.

Bazen kocaman bir şehrin aydınlık sokaklarında kayboluyorum. Sonra kimsenin bilmediği sakin bir köyde buluyorlar beni. Bazı anlar sevdiğim insanların yanında şen kahkahalar atarken kayboluyor, sonra birden kendimi yapayalnız ağlarken buluyorum. Bazen çalışıyorum plazalarda, bazen de bir tren yolu işçisi Anadolunun bir köyünde. Bir bozkırım, bir maki; bir denizim, bir çöl; bir karım, bir güneş; bir kuşum bir kaplumbağa… Her tarafta bir parçam var, dağıtıyorum hepsini göz kararı.  Allahtan hepsiyim, Allahtan bitmiyorum, dağıttıkça bereketleniyorum.

Her duyguyu yaşamalı insan, insana dair olan her duygudan bahsediyorum. Edebince usulünce yaşamalı.  Yaşam çok uzun değil tahmin ettiğiniz kadar. Tek düze, sıradan, hep aynı şeyler olmamalı hayatımızda. Renkli olmalı yaşam, siyah da bir renktir bu arada, yaşanacaksa en koyusundan yaşanmalı. Müzik olmalı, kitap olmalı, renk olmalı, kalabalık olmalı, yalnız da kalmalı, güzel kokmalı, bazen burnumuzun direği bile eriyebilmeli yani.

Hissetmek güzel bir şeydir. Yediğin üzüm tanesinin kıvrımlarını, ağzında bıraktığı tadı hissedebilmeli. Müziği bütün notalarını duyana kadar dinlemeli. Gördüğün manzarayı panoramik çekim yapan telefonuna değil de, zaten panoramik olan gözlerine kaydetmeli. Nazire yapmak için değil, sevdiğine hazırlamalı kahvaltıyı, önce kendi “like /beğen” butonuna basmalısın yaptığın şeyin. Dokunmalısın içi boş kalbine ki kızarsın telefondaki gibi. Yani hissederek yaşamalısın kanımca.

Hadi bakalım benden bu kadar. Bakalım bugün nerede kaybolup, nerede bulacağım kendimi. Unutma telefondaki kalbe değil, karşındakinin kalbine dokununca gerçekten içinin kızardığını, dolduğunu… İçini doldurarak yaşayanlara selam ile…
                                                                                                              17.8.2016/Erzurum