Serin bir sonbahar günü, iki saatlik bir yolculuk ardından geldim buraya. Adı Thyateira… Romadan bu yana hoş bir yerleşim yeri olan burası zeytini, tütünü ve yemekleri ile ünlü. Osmanlıdan sonra adı da Akhisar olmuş. Akhisar’dayım yani. Manisa’nın Akhisarı’nda. Hep karışırmış Konya Akşehirle öyle der yerliler.
Akhisar denince ilk akla gelenler futbol takımı ve köftesidir
(köfteci Ramiz). Ben de gelir gelmez ilk gün köftesini yedim, Köfteci Ramiz de
güzel de Akhisar Can Köfte bence daha iyiydi. Çarşıda irili ufaklı bu yemeği
yapan onlarca işletme var. Fırında kokoreç (şen kardeşler), sabahları paça
çorbası (şen kardeşler) da diğer lezzetleri. Futbol takımına da şöyle bir baktım, özetlerini izledim. Hatta kısmet ya
bu sene bir maçı stadda izledim Ankara’da, o da Gençlerbirliği-Akhisar Gençlik maçı
idi. Yani aslında burayı göreceğimin ilk işaretiymiş. Neyse bu ilçe baya da kalabalık 100.000 den
fazla insan yaşıyor. Göçlerle birlikte nüfus da giderek artan bir ivme var.
Aslına bakarsanız Romalıların,
Selçukluların ve Osmanlıların bir bildiği varmış. Bu medeniyetler nereye
yerleşmiş ise hala ülkenin önemli yerleşim yerleri hala kendileri. Manisa,
Konya, Bursa, İstanbul, İzmir… Akhisardaki Eski antik kent bugünki yerleşim yerinin
altında, kazılan her yerden tarihi eser çıkıyor. Antik kentleri gezmek, görmek, fotoğraf çekmek
ve şehrin havasını hissetmek gerçekten çok hoş.
Azıcık tarihe ilgisi olanlar bu
ören yerlerinde güzel vakit geçirebilirler. Ben de severek gezerim buraları lakin
tarihi hissetmek benim için orada hala canlı bir şeylerin olması demek. Tarihi
hamamlara gitmek, antik tiyatrolarda konser izlemek gibi etkinliklerde hayallere
dalarım. En çok duygulandığım, hayal
kurduğum tarihi yer ise camiidir.
Gelir gelmez yaptığım araştırmalar da şehrin merkezinde 14
ve 15. Yüzyıldan kalma tarihi camiler olduğunu öğrendim. İbadete açık ve tarihi
dokusu bozulmamış camileri şöyle bir gezeyim istedim. Camiler bence yaşayan
tarih özelliğini hiç yitirmeyecek yerlerdir. Çünkü ibadet usulü, dua ve
yakarışlar hep aynıdır. Konuşulanlar, sohbetler cami avlusunda yatan dervişler,
mezarlar, çınarlar hep aynıdır. Camiler her ne kadar günümüzde sosyal işlevini
yitirmiş görünse de İslam dininin sosyalleşme yeridir. Amacın Allah rızası,
güzellik, tasavvuf, birleşme olan kısaca Vahdet-i Vucüd (yaratanla yaratılanın
tek kaynaktan gelmesi) felsefesinin hayatla bütünleştiği yerlerdir buralar.
Fakirin gözetilmesi, cenazelerin kalkması, din eğitimi, güzel ahlak gibi temel
konular hep bu yerlerde konuşulmuş ve yaşanmaya başlanmıştır. Düşünün
şehzadeler şehri olan Manisa da bu mekanlarda Kanuni Sultan Süleyman, Şehzade
Mustafa gibi nice şahsiyetler yaşamış, belki buralarda ibadet etmiş, hutbe
okutmuşlardır. Mekan aynı, dua aynı, amaç aynı… Ben de zaman farklı da olsa onları
hissetmeye çalışıyor, dua ediyor, bugünün meselelerini buradan düşünüyor, yorumluyor ve kendime pay çıkarıyorum. 600
yıl önce hissedilen neyse, şimdi de aynısı hissediliyor işte.
Akhisar’dan aktaracaklarım bunlar, azıcık havaya gireyim
gazeteci cümleleri ile. :) Yolunuz düşerse Akhisar İzmire 100 km uzaklıkta, İzmir’den gelirken Manisa’yı
da gezmeyi unutmayın, buraya gelirken içinden geçeceksiniz. Hem gönle, hem
bedene iyi gelecek buralar benden söylemesi, mevsim de sonbahar ki tam gezmelik
yani.. Hoşça bakın kendinize, herkese, dünyaya…
Sevgiler…
24.09.2013/ Akhisar