Bir taraf çok karanlık, umutsuz, hayalsiz; bir taraf
olabildiğine aydınlık, umutlu, her yer hayal dolu. Ömür su gibi akıp giderken
içimde de ömrüm gibi bir akan bir nehir var. Bazen çok yavaşlıyor, durgunlaşıyor bu nehir,
bazen de o kadar coşkulu ki durduramıyorum. Bu hisler içerisinde günler
geçiyor, yeni gün yeni hisler doğuruyor ve ben hayretle bakıyorum bu olanlara.
Bazen kocaman bir şehrin aydınlık sokaklarında
kayboluyorum. Sonra kimsenin bilmediği sakin bir köyde buluyorlar beni. Bazı
anlar sevdiğim insanların yanında şen kahkahalar atarken kayboluyor, sonra birden
kendimi yapayalnız ağlarken buluyorum. Bazen çalışıyorum plazalarda, bazen de
bir tren yolu işçisi Anadolunun bir köyünde. Bir bozkırım, bir maki; bir
denizim, bir çöl; bir karım, bir güneş; bir kuşum bir kaplumbağa… Her tarafta
bir parçam var, dağıtıyorum hepsini göz kararı. Allahtan hepsiyim, Allahtan bitmiyorum,
dağıttıkça bereketleniyorum.
Her duyguyu yaşamalı insan, insana dair olan her duygudan
bahsediyorum. Edebince usulünce yaşamalı.
Yaşam çok uzun değil tahmin ettiğiniz kadar. Tek düze, sıradan, hep aynı
şeyler olmamalı hayatımızda. Renkli olmalı yaşam, siyah da bir renktir bu arada,
yaşanacaksa en koyusundan yaşanmalı. Müzik olmalı, kitap olmalı, renk olmalı,
kalabalık olmalı, yalnız da kalmalı, güzel kokmalı, bazen burnumuzun direği
bile eriyebilmeli yani.
Hissetmek güzel bir şeydir. Yediğin üzüm tanesinin kıvrımlarını,
ağzında bıraktığı tadı hissedebilmeli. Müziği bütün notalarını duyana kadar
dinlemeli. Gördüğün manzarayı panoramik çekim yapan telefonuna değil de, zaten
panoramik olan gözlerine kaydetmeli. Nazire yapmak için değil, sevdiğine
hazırlamalı kahvaltıyı, önce kendi “like /beğen” butonuna basmalısın yaptığın
şeyin. Dokunmalısın içi boş kalbine ki kızarsın telefondaki gibi. Yani
hissederek yaşamalısın kanımca.
Hadi bakalım benden bu kadar. Bakalım bugün nerede kaybolup,
nerede bulacağım kendimi. Unutma telefondaki kalbe değil, karşındakinin kalbine
dokununca gerçekten içinin kızardığını, dolduğunu… İçini doldurarak yaşayanlara
selam ile…
17.8.2016/Erzurum