Hedef, vizyon, plan, program gibi kelimeler Türk siyasi
literatüründe pek çok kez rastladığımız ama ne olduklarını tam da
anlamadığımız, bir çoğu gerçekleşememiş hayallerle dolu söz
kalabalıklarıydı. Kısaca planlar yapılır
arkası gelmezdi. Çok partili dönemde , 1963 yılında bu planın , programın
farkına varılmış , ilki Demokrat Parti iktidarında planlı bir politika yürütmek
amacıyla 5 yıllık kalkınma planı hazırlanmış fakat uygulanma esnasında çok da
başarılı olamamıştı ya da oldurulmamıştı…!!! Çünkü güzel ülkemiz böyle planlar
yaparak kimilerinin alışagelmiş olduğu düzene aykırı davranmış, geleceğe
yatırım yapmıştı. Malum biz yapamazdık, beceremezdik…
Bir çok kez denenen planlar
genelde iç ve dış sıradışı olaylar sebebiyle kağıt üzerinde kalmış, işlerlik
kazanamamıştı. Bu dönemden sonra uygulanmak istenen kalkınma planları vs.
hazırlanmış ama sadece hazırlanmıştı…!
Bu süreçte ülkemiz sadece günlük düşünüyor, cari sorunlarla ilgileniyor,
günü kurtaran politikalar izleniyordu. Tam olarak kriz yönetimi şeklinde bir
yönetim anlayışı benimsenmiş, aslında siyasilerimiz yaptıkları için değil,
düzelttikleri için oy istemişlerdi.
Siyasi tarihimizde son
zamanlarda bırakın planlı hareket etmeyi, bir
birlerinin yaptığı planlara bile karşı gelmişler, kendilerinin
başarısızlıklarını örtmek için, ülkelerine hizmet etmek isteyenlere de karşı
gelerek, bakın biz yapamadık, onlar da yapamadı demek için sanki koalisyonda
veya muhalefette kalmışlardı. Başkalarının başarısızlığı ile kendi
başarısızlıklarını bastıracaklarını sanmışlardı. Nihayetinde boşa geçen yıllar,
boşa beklenen kuyruklar, boşa giden paralar, boşa giden maaşlar, boşa giden
vaatler, boşa giden yatırımlar…
İktidarda olanın da muhalefette
olma veya muhalefettekilerin iktidarda olma ihtimalleri dahilinde düşündüğümüzde,
siyasilerimiz genel siyasi amacın ülkemizin refahı olduğunu düşünerek birleşip,
müzakere ve istişare kültürü ile sorunların çözülmeye başladığını görse, siyasi
egolar başka meselelerle tatmin edilse, müreffeh Türkiye özlemi sona erecektir.
Amacın sadece memlekete hizmet
olduğu, memlekete hizmetin de kutsal bir görev olduğu şuurunu siyasilerimizin
kavraması gerekmektedir. Bu bağlamda partilerin gençlik kolları, genç sivil
toplum kuruluşları, gençlik dernekleri ve vakıflarda gönüllü olarak
hizmet eden arkadaşlarımızın bu daire çerçevesinde düşünmeleri ve hareket
etmeleri gereklidir. Bu kutsal amaca hizmet eden herkese kolaylık ve sabır
dileklerimle…