Güz,
hazan, sonbahar… Yazdan sonraki mevsim, bir çoğumuza okul dönemi… Haliyle sıcaklar
biter, serinler havalar, yapraklar dökülür, mevsimin meyveleri pazarda yerini
alır. Bazısı şikayet eder yağan yağmurdan, bazısı da bakar hayran hayran.
Bugün
yaşadığım yere bütün gün yağmur yağdı, tarlasını sürmeyi bekleyen köylü dede yağınca
yağmur sevindi, yüzünde tebessüm belirdi, bitince yağışlar çok kolay olacaktı
işleri çünkü. Dondurmacı amca üzüldü, satamayacaktı artık tam okulun karşısındaki küçük
dükkanından leziz sakızlı dondurmasını, köşedeki kıraathanedeki çayların
üstünden artık dumanlar tütmeye başlamış, satışlar da haliyle artmıştı. Olsun
limonata mevsimi kapanmıştı ama çay ve sahleple kazancının telafisi mümkün
olacaktı. Şemsiyeden de fena para kazanmadı hani kırtasiyeci, e terzi de mutlu tabi
fermuarı bozuk montlar tamire geldi, yazın verilen kilolardan dolayı daraltmaya
getirildi pantolonlar, etekler…
Öyle
ya bir gram toz bırakmadı rahmet, dışarısı oksijen doldu. Rafa kaldırdı yazdan
kalanları, bunaltıcı sıcağı şöyle bir silkeledi, temizledi yazın günahlarını
yağmur. Sahipsiz değil ya dünya, yaptı
kışa girerken adeta bayram temizliğini…
Acaba
yine bir mesaj mı verdiler bize? Kalbimiz, ruhumuz hazır mı kışa? Sonbaharda
içimize yağmur mu yağdırsak, böyle yağmur sonrası sokaklar gibi sakin ve temiz
mi ki acaba kalbimiz ? Kasım da aşk başka ya malum, hazırlansak mı ki aşka
acaba, düşünsek mi yazın yaptıklarımızı, günahlarımızı… Biraz yoracak bu kış
hazırlığı bizi, ama sonbaharda bu iş için var, bırakalım tembelliği de
düşünelim, belki de çok işimiz var bu sonbaharda, hadi hadi kalk ..! sana diyorum
sana…!
Muhabbetle…08.11.2012, Denizli

ilkercim çok güzel yazmışsın. müthiş keyif aldım
YanıtlaSilteşekkür ederim Serkan, çok sevindim beğendiğine...
YanıtlaSil