Hoşgeldin yaz, hoşgeldin en çok yakıştığın yere Ege' ye,
Anadolu’ ya. Uzun ömürlü insanların
yaşadığı yere, incire ve zeytine hoş geldin.
Yaz meyveleri, çiçekler, hasat için bekleyen başaklar, öğrenciler,
tatilciler, karpuz satan seyyar satıcılar dört gözle seni bekliyordu. Nihayet
geldin azıcık yüzleri gülsün dimi onların da. Çok üşümüşlerdi, hiç paraları da yoktu
kış boyu, ısınsınlar artık, para
kazansın siftah etsin dondurmacılar, karpuzcular, çiftçiler.
Kazanılan paraların da yerleri var tabi. Gidecekleri yer
çoktan belli. Hanıma yeni mutfak, çocuklara bisiklet, kendine de alacağı bir
şeyler vardı muhakkak. Koca sene çalışmıştı hak etmişti de bunları canım. Ne kadar
şirin değil mi bu istekler? Çok samimi, ama işler bu kadar da toz pembe değil.
Bu yaz aldatmaların, kandırmacaların ve en büyük ayıpların yapılacağı bir yıl
olacak yine her zamanki gibi.
Yaptığım gözlemler elinde avucunda ki o kağıt parçalarını
pusuya yatmış bekleyen tilkilere, çakallara, kötülere kaptıracağı izlenimini
yarattı. Maalesef memleketteki eğlence anlayışı sadece alkol, günah ve yorgunluk üzerine
olduğundan yine yuvalar yıkılacak, yine çocuklar ağlayacak. Bazı sebze hallerin
de dahi bu tarz eğlence yerlerinin olması çok şaşırttı beni. Düşünsene daha
kapıdan çıkmadan tuzak seni bekliyor, 1 yılın mahsulü elinden gidebilir.
Koca yıl çalış didin, yıllık izni bekle. Sanki koca yıl yaz
için çalışılmış gibi bekle. Bütün maaşı birikimi 15 günde ye bitsin. Sonra yine
hüsran, bakmışsın tatil de işe yaramamış seni mutlu etmeye. Sonra tekrar başla
çalışmaya, seneye tekrarı var ne de olsa, yine israf yine mutsuzluk. Yine yaz,
sıcak, bunalım…
Yazları heves ettiklerimiz hep günah, kötü ve ayıp değil mi?
Kendimize samimiyetle bu soruyu sorar isek cevabını da çok rahat alırız. Yaz
sonrası sonbaharda yorgunluk, kış sendromu, iş huzursuzluğu bedeni ele geçirir.
Sonra bu duruma alışkanlık başlar kış mevsiminde ve sonrası yine aynı kısır
döngü.
Oysa yaz da huzurlu, mutlu, keyifle geçebilir diğer bütün
mevsimler gibi. Masalar bahçelerde, yaz meyveleri, dondurmalar, kar helvası,
hoş bir roman bir de güzel bir meltem ya da imbat estimi şöyle en serininden
değme keyfine, inceden de bir müzik tabi… Demek istediğim güneye inmeden de,
insen de fark etmez, abartısız bir tatil yapabilirsin. Kalabalıklaşan
çevremizde yalnızlığa mahkum olan ruhumuzu, sevdiklerimizle daha fazla zamanı
paylaşarak dinginleştirebiliriz. Bu dinginleşme ne para ne de erken rezervasyon
gerektiriyor. Sadece sevdiklerimiz, ailemiz ya da arkadaşlarımız yeterli.
İfrada ve tefride yer vermeden, bizi kışa hazırlayacak yazı hasarsız ve
günahsız çıkarabiliriz.
Özetle hepimiz hafta boyunca cumayı,
yıl boyunca yazı ve mutlu olmak için bir ömür bekleriz. Ben diyorum ki
beklemeyelim. Ömür beklemekle geçmesin. Kendimizi tanıyalım. Ruhumuzu huzura
kavuşturalım. Yaz ile ilgili sevdiğim bir şarkı ile:
Nasıl da geçmişti bütün yaz /Başımda kavak
yelleri esen o yaş
Sense hanımeli kadar beyaz/ Çalmıştınız kalbimi
bilmeden biraz
Nasıl da koşuşurduk bahçelerde/ Şarkı söylerdik
mehtaplı gecelerde
Sen bana, ben sana komşu evlerde/ Kök sarmaşıklar
gibi sarıldık o yaz
Elime değerdi safça elin/Benimse arardı seni
gözlerim
Öpüşürken korkusu bir şeylerin/Aşkımıza ilk hüznü
getirdi biraz
Çocuk kalbimize dolan gamla/Oturup ağlamıştık
sessiz çardakta
Çaresiz erken inen akşamla/ Veda edip ayrıldık
biterken o yaz
Sevgi, mutluluk ve huzur dolu güzel bir yaz dileklerimle.. Selam ile..
30.05.2013/Muğla
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder