30 Mayıs 2013 Perşembe

Bu yaz...

Hoşgeldin yaz, hoşgeldin en çok yakıştığın yere Ege' ye, Anadolu’ ya. Uzun ömürlü insanların yaşadığı yere, incire ve zeytine hoş geldin.  Yaz meyveleri, çiçekler, hasat için bekleyen başaklar, öğrenciler, tatilciler, karpuz satan seyyar satıcılar dört gözle seni bekliyordu. Nihayet geldin azıcık yüzleri gülsün dimi onların da. Çok üşümüşlerdi, hiç paraları da yoktu kış boyu,  ısınsınlar artık, para kazansın siftah etsin dondurmacılar, karpuzcular, çiftçiler.

Kazanılan paraların da yerleri var tabi. Gidecekleri yer çoktan belli. Hanıma yeni mutfak, çocuklara bisiklet, kendine de alacağı bir şeyler vardı muhakkak. Koca sene çalışmıştı hak etmişti de bunları canım. Ne kadar şirin değil mi bu istekler? Çok samimi, ama işler bu kadar da toz pembe değil. Bu yaz aldatmaların, kandırmacaların ve en büyük ayıpların yapılacağı bir yıl olacak yine her zamanki gibi.

Yaptığım gözlemler elinde avucunda ki o kağıt parçalarını pusuya yatmış bekleyen tilkilere, çakallara, kötülere kaptıracağı izlenimini yarattı. Maalesef memleketteki eğlence anlayışı sadece alkol, günah ve yorgunluk üzerine olduğundan yine yuvalar yıkılacak, yine çocuklar ağlayacak. Bazı sebze hallerin de dahi bu tarz eğlence yerlerinin olması çok şaşırttı beni. Düşünsene daha kapıdan çıkmadan tuzak seni bekliyor, 1 yılın mahsulü elinden gidebilir.

Koca yıl çalış didin, yıllık izni bekle. Sanki koca yıl yaz için çalışılmış gibi bekle. Bütün maaşı birikimi 15 günde ye bitsin. Sonra yine hüsran, bakmışsın tatil de işe yaramamış seni mutlu etmeye. Sonra tekrar başla çalışmaya, seneye tekrarı var ne de olsa, yine israf yine mutsuzluk. Yine yaz, sıcak, bunalım…

Yazları heves ettiklerimiz hep günah, kötü ve ayıp değil mi? Kendimize samimiyetle bu soruyu sorar isek cevabını da çok rahat alırız. Yaz sonrası sonbaharda yorgunluk, kış sendromu, iş huzursuzluğu bedeni ele geçirir. Sonra bu duruma alışkanlık başlar kış mevsiminde ve sonrası yine aynı kısır döngü.

Oysa yaz da huzurlu, mutlu, keyifle geçebilir diğer bütün mevsimler gibi. Masalar bahçelerde, yaz meyveleri, dondurmalar, kar helvası, hoş bir roman bir de güzel bir meltem ya da imbat estimi şöyle en serininden değme keyfine, inceden de bir müzik tabi… Demek istediğim güneye inmeden de, insen de fark etmez, abartısız bir tatil yapabilirsin. Kalabalıklaşan çevremizde yalnızlığa mahkum olan ruhumuzu, sevdiklerimizle daha fazla zamanı paylaşarak dinginleştirebiliriz. Bu dinginleşme ne para ne de erken rezervasyon gerektiriyor. Sadece sevdiklerimiz, ailemiz ya da arkadaşlarımız yeterli. İfrada ve tefride yer vermeden, bizi kışa hazırlayacak yazı hasarsız ve günahsız çıkarabiliriz.

Özetle hepimiz hafta boyunca cumayı, yıl boyunca yazı ve mutlu olmak için bir ömür bekleriz. Ben diyorum ki beklemeyelim. Ömür beklemekle geçmesin. Kendimizi tanıyalım. Ruhumuzu huzura kavuşturalım. Yaz ile ilgili sevdiğim bir şarkı ile:

Nasıl da geçmişti bütün yaz /Başımda kavak yelleri esen o yaş
Sense hanımeli kadar beyaz/ Çalmıştınız kalbimi bilmeden biraz
Nasıl da koşuşurduk bahçelerde/ Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde
Sen bana, ben sana komşu evlerde/ Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz

Elime değerdi safça elin/Benimse arardı seni gözlerim
Öpüşürken korkusu bir şeylerin/Aşkımıza ilk hüznü getirdi biraz
Çocuk kalbimize dolan gamla/Oturup ağlamıştık sessiz çardakta
Çaresiz erken inen akşamla/ Veda edip ayrıldık biterken o yaz

Sevgi, mutluluk ve huzur dolu güzel bir yaz dileklerimle.. Selam ile..
                                                                                   30.05.2013/Muğla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder