Beden gezer de ruh istediği yerde kalır. Gitmek
istediğin yer neresi bilemezsin, gidersin de ruhun gitmez işte, ruhun
bilemediğin bambaşka yerlerde olur hep. Hep özlersin başka bir yeri, bilmediğin mutlu
olacağın bir yeri. Neden mi? Kolay cevabı aslında, ait hissetmezsin hiçbir yere
kendini, bir gün gideceğini bildiğin için, boşver der kaçarsın , yakalarım
mutluluğu bir sonraki evde dersin, bir sonraki mahallede, şehirde , sonraki
sevgilide ve arkadaşta.
Mutluluğu hep sonraki olanda aramak, mutsuzluğun
aslında ta kendisi. Bırak tembelliği,
çık dışarıya, aynı bakkala git mesela, aynı berbere tıraşa ya da selam ver kapıdaki boyacı amcaya, çocuklarla
oyna, gül herkese… Sonra bir bakmışsın sen oralı olmuşsun. Sen de oradaki garip
adamsın, bir akşam selam almışsın mahalleliden, almamış senden tıraş parası mesela
berber.
Arkadaşlarını, sevgilini ve aileni de kırma, çünkü hiçbir yere gitmiyorsun
ömrün boyunca oradasın, ölene dek onlar senle olacakmış gibi sahiplen, kısa
ömür hep aramakla geçmesin, bulduğunu fark ettiğin mutluluğu koru, terk etme
hemen, sabret, vefalı ol…
Bu aralar aldığın bir kaç ölüm ve hastalık
haberi sorgulatsın yaşamını, muhasebe
yap örneğin sonra, iki tarafı eşit mi hayatının ya da noksan mı, fazla mı? Sonra karar verirsin gidecek misin kalacak mısın?
Bindiğin hayat otobüsünün ilk molasına kadar düşün bunları bakalım, belki ilk
molada geri dönersin.
merhaba...mesele yaşamaktır.hasabı verilebilir bir ölüm için yaşamak...muhabbet gönlünde kök salsın.kadri raşit akdeniz.
YanıtlaSilSözün özü, teşekkür ederim.
YanıtlaSil"Hesabı verilebilir bir ölüm için yaşamak". çok sevdim bunu.
YanıtlaSil