Evden
şöyle bir telaşe ile çıkıyorum… Hızlı adımlarla, etrafına bakmadan, agresif…
Aman Allah'ım bir koku! Parfüm değil, kolonya değil başka bir şey bu,
hatırlıyorum bu kokuyu bir yerden küçüklüğümden, eskilerden, bilemedim şimdi.
Kokuya yaklaştığımı hissediyorum, çekiyorum derince içime şöyle sindire
sindire, ve mutlu son… Kapıdaki iğde ağacı.. Baharın, yazın işaretçisi iğde
ağacının o muhteşem kokusu, bir parça koparıyorum büyükannem gibi, elimde
koklayarak gidiyorum arabama, koyuyorum yanı başıma.
Yola
çıkıyorum, yaya geçitleri ve binaların üzerileri siyasi partilerin bayrakları ve
liderlerinin fotoğrafları ile dolu. Ama
her yer.. Sarılar, kırmızılar, maviler, başaklar, oklar, hilaller, lambalar ve
niceleri… Işıkta duruyorum, bir meczup, dileniyor, ekmek parası diyor, üstünde
kıştan kalma kıyafetleriyle… Hemen üzerindeki bayraklara bakıyorum, bir tanesi
belki birkaç ekmek bedelinde… Devam ediyorum, bir yandan da düşünüyorum,
mantıklı bir şey gelsin diyorum aklıma gelmiyor maalesef… Odama oturuyorum,
balkonun kapısını açıyorum, mis gibi hava gelsin diye, çayım geliyor, bir parça
koparıyorum simitimden . Diyorum ki ruhum da beslensin, açıyorum radyoyu, tam
güzel bir şeyler çalmaya başlıyor ama duyamıyorum, kapımdan bir seçim arabası
geçiyor, bir daha geçiyor, bir daha… Pop, arabesk, türkü, karadeniz, ege, anadolu
melodileri, melodiler güzel de sözler ne olacak. Hiçbir şey anlamıyorum, acaba
hangi tarz müziğe oy versem diye mi düşünüyorum, yine bilemedim… Tıklım tıklım
bir öğrenci servisi duruyor önümde, çocuklar balık istifi. Aklıma Ankara
geliyor, okuluma giderken otobüse binmek için yaptığım türlü cambazlıklar
sonra, yazın sıcağı klima hak getire… Kokular, sesler… Sonra seçim arabaları
geçiyor, acaba bu arabaların, yakıtların bedeli ile çocuklara kaç tane servis,
belediyeye kaç tane otobüs alınırdı diye. Devam ediyorum, bir yandan da
düşünüyorum, mantıklı bir şey gelsin diyorum aklıma gelmiyor maalesef yine.
Haberlere bakayım diyorum, koca koca adamlar, profesörler, doktorlar, liderler
atıyorlar, tutuyorlar, kızıyorlar, bağırıyorlar, vaat ediyorlar, etmiyorlar, ak
diyorlar, kara tepki alıyorlar, emekliye, asgari ücrete zam diyorlar, e bayrak
asıyorlar, şarkı çalıyorlar çırpıyorlar… şifahaneler hasta dolu, ölümler de var
bazılarının evinde, Suriyeliler var, Arakanlılar var; e bir de portreleri liderlerin,
gözlüklüler var, kravatlılar var, mavi gömleklileri de var duvarlarda asılı
mütebessüm.. Neşeli melodiler de var. Dua edenler var, defnedenler var, aşk
acısı çekenler var. Kulağı duymayıp, gözleri görmeyenler de var.
Köyler, kahveler siyasilerle dolu 4 yılda bir
gelenlerden, sonrasında görmek için 100 randevu alman gerekenlerden. Biliyorlar
mı acaba Suriyeliler oy kullanamayacak
bu seçimlerde, Arakanlılar da… Memlekette milyon tane Suriyeli kardeşimiz
var, ama oyları yok… Seçimler çok mu önemli ki diyorum memleketimde, aklıma yıllar önce tanıştığım
Rey Dayı geliyor. Adını seçim günü doğmasından alıyor. Tam bir diktatör evinde,
hep onun sözü geçiyor. Ama adı çok demokratik..!
Akşam
oluyor yine, iyi ki akşamlar var, balkon var, kitaplar var, çay var… Apartmandan giriyorum yine karşılıyor iğde
ağacı beni, derince çekiyorum yine içime, şükrediyorum, kokusunu alıyorum. Kimseye
zararı da yok o kokunun, sen kimin seçim propagandasısın diyorum iğde ağacına.
Alıyorum cevabımı, seçimimi yapıyorum, güzel kokana veriyorum oyumu. Bu dünyanın
seçiminin galibi belli. O’ nun kadar güzel yapanı yok her şeyi, vaatlerinin sonu
da yok hem… Buyurun siz de seçiminizi yapın. Selam ve sevgi ile...
22.05.2015/Denizli

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder